Julia SeranoBiseksüellik İkili Cinsiyeti Güçlendirmiyor

Çevirmen önsözü niyetine;

Julia Serano, biseksüel trans bir kadın ve feminist aktivist. Aşağıda çevirisini okuyacağınız yazıyı* 2010’da yazmıştır. Biseksüelliğin hem heteronormatif genel ahlakçı toplumda hem de lgbti+ topluluğu içinde ele alındığı şekle bakacak olursak; Julia Serano’nun yazısı biseksüel görünmezliği ve bifobiye dair tarihsel okuma ve arka plan anlamında da gözle görülür önemli bir fikir vermektedir. Julia Serano’nun deneyim ve hislerinden yola çıkarak yazdığı bu yazıyı biseksüelliğe dair bakış paralelinde Türkçeye çevirmeyi bu açıdan önemli buldum. Aklımı karıştıran ve ilk bakışta politik olarak hatalı olarak gördüğüm birtakım şeyleri kendisiyle irtibata geçerek belirginleştirmeye çalıştım.

Serano, bu yazıdan sonra ikili cinsiyetçi olduğuna dair aldığı bir takım eleştiriler üzerine, Bisexuality and Binaries Revisited isminde queer ile cinsiyet ve biseksüel şemsiyesi altında, cinsel yönelim çeşitliliğini daha ön plana çıkarıcı bir yazı yazar. Bu yazısında sadece biseksüelleri değil biseksüel şemsiyesi altında BMEOPPQ** diye kısaltarak belirttiği insanları odağına alır.

Sadece biseksüelliği değil bi+ olarak tarif edilebilecek ya da biseksüel şemsiyesi altında sayılabilecek çeşitli cinsel yönelimleri de göz önüne alarak bu var oluşların yaşadığı ayrımcılığı göstermek adına bifobi yerine bifobiyi de kapsayacak monoseksizmi*** öne sürer. Bunun özünün cinsiyete dayalı şiddet ve ayrımcılık olduğunu düşündüğü için monoseksizmi ortaya atarak biseksüelliğin ikili cinsiyeti güçlendirdiği yargısına karşılık bu suçlamaların monoseksizme dayandığını ifade eder.

* Bu yazı Bisexuality does not reinforce the gender binary yazısının çevirisidir.

** [B = biseksüel, M = multiseksüel, E= etiket kullanmayan, O = omniseksüel, P = panseksüel, P = poliseksüel, and B = biseksüelliği deneyimleyen queer’ler]

*** Monoseksizm; özellikle tek bir cinsiyete karşı çekim duyma varsayımıdır. Birden fazla cinsiyete çekim duyma durumundan ziyade diğer durumun daha doğal, gerçek ve meşru olduğunun düşünülmesidir.

Biseksüellik İkili Cinsiyeti Güçlendirmiyor

Bugünlerde artan bir biçimde, görünürde biseksüel olan -hem kadın hem de erkek partnerleri olan- fakat kendini böyle tanımlamayı reddeden insanlarla karşılaşıyorum.

Şimdi bu illa ki kötü bir şey değil, Kelimeler (ve özellikle kimlikler) zamanla evrilir ve sürekli moda ve demode olur.

Fakat beni rahatsız eden şey, bu kimliği sahiplenmemeye dair sıklıkla yapılan açıklama. Biseksüel kelimesi sözüm ona “ikili cinsiyeti güçlendiriyor”muş ya da “sadece iki cinsiyet olduğu anlayışını destekliyormuş”muş.

Biseksüel bir trans kadın* olarak, bu argümanı çeşitli nedenlerle son derece problemli buluyorum.

Sayısız cinsiyet var olabilirken, cinsiyetlendirilmiş 2 genel tipte beden vardır: dişi ve erkek. Cinsiyetler içinde pek çok varyasyon, bazılarının arasında örtüşmeler, kapsayıcılıklar vardır. (Örnek: interseksler1, bir cinsiyetten diğerine fiziksel olarak geçiş yapan translar)

Fakat bu varyasyon, örtüşme ve kapsayıcılıklar otomatik olarak dişi ve erkek bedenlerini geçersiz kılmaz. Aksine bu, kategorilerin çoğunun, insanın kabullenmekte istekli olduğundan çok daha karmaşık olduğu anlamına gelir.

Ayrıca bizler tüm insanların otomatik olarak (ve sıklıkla onayı olmadan) kadın ya da erkek olarak kodlandığı ve farklı varsayımların, beklentilerin, sınırlamaların, algılanan bu iki cinsiyete dayanarak konumlandırıldığı bir toplumda yaşıyoruz.

Bu sebeple kendimi biseksüel olarak tanımlamamın iki sebebi var:

Birincisi; barındırdığım güçlü duygular sebebiyle fiziksel anlamda erkek vücuduna sahip insanlara duyduğum çekim, dişi vücutlu insanlara duyduğumdan çok farklı ve kadın partnerle seks yapmak erkek partnere göre çok farklı2.

Böyle duyguları kelimelere dökmek zor ve ben bu farkın kaynağının ne olduğundan çok da emin olamıyorum. Fakat bu, özellikle eşcinsel ya da heteroseksüel insanların her iki cinsiyete değil de birine ya da diğerine ilgi duymasını sağlayan şeyle ilgili olabilir.

Bazı insanların kendilerini panseksüel olarak tanımladığını biliyorum. Bu onları iyi ifade ediyor olabilir. Fakat kadınlara yönelik ilgimin erkeklerle deneyimlediğimden farklı olma halini (veya tam tersi) ortadan kaldırması sebebiyle ben, kişisel olarak kendi cinselliğimi tanımlaması için bu şekilde bir etiketin büyük bir hayranı değilim.

Biseksüel kelimesini benimsememin ikinci ve daha önemli (en azından benim için) nedeni, insanların beraber olduğum kişinin kadın ya da erkek olmasına (ya da öyleymiş gibi görünmesine) göre beni adlandırması ve bana çok farklı şekilde davranmasıdır.

Hetero-merkeziyetçi alanlarda erkekle birlikte olduğumda “straight”3 kadınla birlikte olduğumda ise “queer” olarak tanımlanıyorum. Queer topluluklarda ise bir kadınla birlikteysem lezbiyen/dyke/queer olarak görülüyor ve topluluğun bir üyesi olarak kabul ediliyorum.

Fakat bir erkekle (özellikle kişi natrans ise) beraber olduğumda sadece kabul görmeyen ve dışlanan olmakla kalmıyorum ayrıca heteropatriyarkayı içselleştirmekle ya da onu güçlendirmekle suçlanabiliyorum.

Bu yüzden diğer bir deyişle, biseksüel kelimesindeki “bi” sadece cinsellik yaşadığım insan tipinden bahsetmiyor. Hem straight hem queer dünyanın, herhangi bir zamanda partner olduğum kişiye dayanarak 2 çok farklı şekilde beni tanımladıklarını gösteriyor.

Biseksüel deneyiminin bu yönü, ne panseksüel ne de daha genel bir tanımlama olarak queer kelimesiyle yakalanan bir şey. Aslında genellikle kendimi queer olarak tanımlıyorum ve bu tanımlamayı yaparak erkeklerle (insanlar sanki biseksüellik tam olarak queer şemsiyesi altında değilmiş gibi düşünüyorlar.) flört ettiğimden bahsettiğimde insanlar şaşırıyorlar.

Biseksüel hareketi tarihine aşina olan herhangi biri size bazı queer’lerin, gey ya da lezbiyen (70 ve 80’ler boyunca çok daha fazla görünür ve güçlü olan iki queer kimlik) olarak değil de biseksüel olarak açılmaya başlamasının nedeninin kesinlikle topluluğun içinde/dışında olmakla ilgili olduğunu anlatabilir.

Biseksüel bir kadın sadece kadınlarla birlikte olup kendini lezbiyen olarak tanımladığında kabul görüyordu. Fakat erkeklere olan ilgisini kabul edip bunu hayata geçirdiği anda varlığı reddediliyor ve kendisi çözümün değil problemin bir parçası olmakla suçlanıyordu.

Biseksüelliğin bilinir hale gelmesinin sebebi queer topluluğu içinde görünürlük kazanmanın ve dışlanmaya karşı mücadele etmenin bir yolu olarak bilinir hale geldi.

50 ve 60’larda tüm LGBT’ler basitçe “eşcinsel” olarak nitelendirilirdiler. İlk queer isyanı boyunca ve basitçe gey özgürleşmesi olarak lanse edilen şeyin ilk zamanlarında biz vardık.

Hareket gelişip ilerlediğinde biseksüeller ve translar nispeten farklı nedenlerle olsa da feda edilen grup oldular. Geylerin kadınları, lezbiyenlerin erkekleri arzuladığı varsayıldığı straight-merkeziyetçi bir dünyada pek çok lezbiyen ve geyin, kendi yürüttüğü harekette transların varlığı üzerine rahatsız olmaları şaşırtıcı değil.

Straight-merkeziyetçiliğin eşcinsellerin azmederlerse heteroseksüel olabilecekleri konusunda ısrar ettiği bir dünyada pek çok lezbiyen ve geyin biseksüellerin varlığı konusunda rahatsız olmaları şaşırtıcı değil.

Biseksüel ve transların, 70 ve 80’lerde lezbiyen ve gey topluluklarından dışlanmasının sebepleri biraz daha farklı olabilir. Fakat bizi dışlamak ve yalnızlaştırmak için kullanılan retorik, ilginç bir şekilde benzerdi: Biz öyle ya da böyle heteronormativiteyi içselleştirmiştik ve onu güçlendiriyorduk.

Transseksüeller, travestiler, drag’lar, butch ve femler, heteroseksist toplumsal cinsiyet rollerini taklit etmekle suçlanıyorlardı. Biseksüeller bilerek heteroseksüelliğe içkin imtiyazdan yararlanmaya çalışmakla ve (tam anlamıyla) düşmanla yatmakla suçlandılar.

Pek çok lezbiyen ve geye göre (hem geçmişte hem günümüzde) biseksüel ve translar sadece asimilasyonu savunmuyor, aynı zamanda yaşamıyorlar bile! Bu homo-normatif anlayışa göre, translar aslında straight dünyaya geçebilmek için cinsiyet değişimi yaşayan gey erkekler ve lezbiyenler. Ve yine bu anlayışa göre bisekseksüeller ya birkaç tane ciddi olmayan deneyim için cinsel birliktelik yaşayan heteroseksüeller ya da tam açılıp kabuğundan çıkmamış gey ya da lezbiyenlerdir.

Bu ortadan kaldırma ve dışlamanın hüküm sürdüğü tarih sebebiyle biseksüel ve trans aktivistlerin, 80’lerin sonu ve 90’ların başında kendilerini açıklıkla ifade etmesi arttı. Lezbiyen/gey/queer şemsiyesi altına alınmak ve burada görünür olmak için mücadele ettiler.

Pek çok queer kısaltmaları Bs ve Ts4‘yi dahil ederken bizim topluluğumuz şuan, nispeten ana akım halini almış LGBT hareketi içinde hala çoğunlukla görünmez kalmış ve sesini az duyurur durumda. Bizlere karşı 10 yıldır kullanılan retorik (biz asimilasyonu savunuyormuşuz, bizler heteroseksizmi benimsiyormuşuz vb.) bugün hala gey/lezbiyen/queer toplulukta duyulabiliyor.

İnsanların, biseksüelliğin sadece iki cinsiyet olduğu anlayışını kuvvetlendiriyor dediğini duymam sinirimi tepeme çıkartıyor.

İlk olarak bu yargı, kendini biseksüel olarak tanımlayanların bir şekilde transları baskı altına aldığını ima eder. Trans düşmanı tavırlar sergileyen birtakım biseksüellerin olduğuna eminim. Ama genelde bizim sadece eşcinsel çoğunluk içinde meşru romantik ve cinsel partner olarak görülme biçimimizden daha çok biseksüellerin transları giderek daha fazla kabul ettiklerini fark ediyorum.

Bu yüzden kendini biseksüel olarak tanımlayanların transları baskı altına aldığı düşüncesi hem son derece yanlış, hem de üzerine çok düşünülmemiş bir yargı. Çünkü bu düşünce, sadece eşcinsel çoğunluk yüzünden yüzleştiğimiz 10 yıllık marjinalleştirmeyi görmezden gelmek demektir.

İkincisi; yalnızca eşcinseller biseksüelleri, 10 yıldır seviştikleri kişi sebebiyle bunu ya da şunu “güçlendirmek”le suçluyorlar ve şimdi de büyük ihtimalle kendimizi biseksüel olarak tanımladığımız için ikili cinsiyeti güçlendiriyor oluyoruz.

Eşcinsellerin “güçlendirme” kelimesini kinaye olarak kullanıp biseksüelliği ortadan kaldırma çabasının uzun süreli tarihini bilince bu durumu, biseksüelliğin queer topluluktan sistematik olarak silinmesi olarak görmekten başka bir şekilde yorumlamak zor olur.

Ve lütfen birisi gey ve lezbiyenliğin değil de ne hikmetse biseksüel kelimesinin nasıl ikililiği güçlendirdiğini anlatabilir mi?

Kendini lezbiyen olarak tanımlayan çoğu insan, erkeklerle değil de kadınlarla ilişkilendiklerini göstermek için bu kelimeyi kullanıyor. Pek çok gey de kadınlarla değil de erkeklerle ilişkilendiklerini göstermek için gey kelimesini kullanıyor. Peki gey ve lezbiyenler neden sadece iki cinsiyet varmış algısını güçlendirdikleri gerekçesiyle suçlanmıyorlar? Ah, tabii ya, çünkü biseksüellerin değil onların kimlikleri kabul ve meşru görülüyor.

Gey/lezbiyen/queerler hakkında ilginç olan şey de (bu pek çok feminist için de söylenebilir.) bizim sık sık sadece straight-merkeziyetçiliğin olduğu yerdeki insanlar kadar ön yargılı olduğumuz ama bunu ifade ederken farklı bir dil kullanıyor oluşumuz.

Birisi transsa ya da biseksüelse ya da BDSM pratiklerini uyguluyorsa, seks işçisiyse, kendini feminen olarak ifade ediyorsa, hemen hemen refleksif olarak sistemi içselleştirmekle, heteroseksizmi/patriyarkayı/ikili cinsiyeti/kapitalizmi/ tercihin kötücül hegemonik ideolojisini tekrar üretmekle suçlanır.

Bence “güçlendirme” kelimesi, bir kırmızı bayrak. Birisi bunu öne sürdüğünde bir süre güçlendirmekle kim suçlanıyor, kim suçlanmıyor diye kendime sormak için duraksıyorum. Daima işin arka planında hemen hemen işleyen birtakım çifte standartlar oluyor.

Gey/lezbiyen/biseksüel topluluğun içinde ve dışında kimlerin görüleceğinin çalkantılı tarihi karşısında asla hetero-patriyarkal ikili cinsiyetçiliği güçlendirmekle suçlanmayan insanların özellikle eşcinsel olup feminen olmayan na-transların olması beni şaşırtmıyor.

Biseksüel mükemmel bir kelime olmayabilir fakat hem queer topluluğun içinde hem de dışında görünür ve bu iki alana dahil olmak için verilen mücadeleyi de kapsayan zengin bir politik tarihi var.

Eğer kelime size kişisel olarak iyi gelmiyorsa, kullanmazsınız olur biter. Eğer bu kelimeyle kendinizi tanımlamayı bırakacaksanız neden olarak “biseksüelliğin sadece iki cinsiyetin olduğu yargısını güçlendirdiği”ne inandığınızı söylemeye kalkmayın. Çünkü bu iddia, kişisel bir beyan olmaktan öteye gider ve bir suçlama alanına girer. Böylelikle biseksüel olarak açılan ve kendini öyle tanımlayan insanların (örneğin ben) dürüst olmadığı, toplumsal cinsiyet politikalarında naif ve en kötüsü translara baskı uyguladığı ima edilmiş oluyor.

Aksine tarih boyunca hem biseksüel hem transları ortadan kaldırmak için kullanılan “güçlendirme” kinayesiydi. Geçmişte bizi marjinalize etmek için kullanılmış dili kullanmayı bırakmayı öğrenmeliyiz.

Çeviri: Umut Erdem

1Yazar interseksle ilgili Whipping Girl isimli kitabında yaptığı tanımından yola çıkarak böyle bir çıkarımda bulunuyor. Kitabında trans şemsiyesi altına transeksüel, crossdresser, drag sanatçılar, androjenler, two-spirit, genderqueer, agender kişilerin, feminen erkekler ve/veya maskulen kadınların girebildiğini belirtirken üreme ya da cinsel anatomileri kadın ve erkek için biçilmiş “standart”a uymayan kişiler olan intersekslerin de bazen bu şemsiye altına dahil edildiğini ama kimilerinin interseksin cinsiyet kimliği değil de biyolojik cinsiyet olması sebebiyle ayrıştığını dile getiriyor. Öznelerin bazılarının da interseksin trans şemsiyesi altına alınmasına, durumun biyolojik olması ve öncelikle yüzleştikleri onay dışı “düzeltme” operasyonu sorunu nedeniyle karşı çıktıklarını söylüyor. Bu yorumuyla birlikte üstte ifade ettiği tanımlamayı birlikte düşünmek daha sağlıklı olacaktır.

2Julia Serano Bisexuality and Binaries Revisited isimli yazısında daha sonradan bu açıklamasını gereksiz bulduğunu belirtecektir. Bunu da şu sözlerle ifade edecektir: “Tüm BMNOPPQ kişiler zaten cinselliklerini farklı şekillerde yaşıyorlar. Eğer birisine çekim duyma deneyimimizi kesin olarak tanımlayacak eşsiz bir isim seçseydik bu, monoseksizm ve biseksüel görünmezliğiyle mücadele etmemizde bize yardımcı olmayacaktı. “Güçlendirme” yazısını bugün yazıyor olsaydım belki de bu kişisel bilgiyi yazıda kullanmazdım.”

3Straight, genel ahlakçı toplumun normlarına uyan heteroseksüel ve natrans yaşam formunu, var oluşu imler.

4Sırasıyla biseksüel ve trans(eksüel)ın kısaltmaları.

FacebookTwitterGoogle+Paylaş