Zeliş’in ardından yazılar-2

Ağır ve kederli bir yazı yazmak istemiyorum. Bunu, Zeliş çok neşeliydi, hareketli ve güçlüydü, böyle bir yas yazısını hak etmezdi falan gibi bir yerden de istemiyor değilim. Kaybetmenin ya da yok olmanın korkusu ne benim ne de okuyanın içinde bir yük olsun istiyorum. Bu yazıdan bir hafifleme hissi geçsin istiyorum okuyana, çünkü ilk kez dolaşıma girecek bir metin yazmanın heyecanıyla oturdum başına.

Zeliş’ten bana kalan bir güçlenme hikayesi olsun. O kadar korkuyorum ki yıllardır yazmaktan, içimi dışına çıkarıp elalemin önünde kırılgan kalmaktan. Halbuki çok ihtiyaç duyuyorum bazen kendimi de yazarak duymaya, anlamaya. Ama yazıp bırakınca ortaya, kim ne anlar, ne düşünür, ne der…boktan boktan kaygılar. Neyse, bültende Zeliş yazıları olacağı konuşulurken kimler yazmak ister dendiğinde ben de yazacağım dedim. inanılmaz korktum, ne demek kaybettiğim arkadaşımın arkasından bir şeyler yazarım, onu bir de bültene koyarım, ne cesaret! Son ana kadar elim gitmedi yazamadım derim diye düşünüyordum. Kolay değil, herkes anlar. Ama çoktan bu satıra kadar yazdım bile.

Zeliş’le ilgili bir kaç mevzu vardı aklımda üzerine yazabileceğim. Madem Zeliş’in de hayattayken parçası olduğu, yazmak için sorumluluk aldığı lezbiyen biseksüel feministlerin bültenine yazıyorum, Zeliş’i politik gündemlerimizden biriyle de kesişen bir konuyla anayım istedim. O’nun beden açıklığı, flört ederkenki rahatlığı, arzusunu ve cinselliğini dillendirirkenki özgüveni…bütün bunlara tanık olmanın lezbiyen olarak yeni açıldığım o yıllarda beni nasıl afallattığı korkuttuğu kıskandırdığı güçlendirdiği…

Ya da Zeliş’in bu bülten için yazarım dediği ‘LGBT harekette gey dominasyonu’ minvalli yazıyı miras kabul edip Zeliş’in sesine öyle mi ses katmayı denesem dedim. Ama benim tanık olmadığım bir dönemi ve tam olarak nasıl anlattığını bilmediğim bir deneyimini yazacaktı Zeliş. “Gey kankası” diye bilinen lezbiyenlerdendi :), (bir de hadi jenerasyonlama işine gireyim) ortamların ilk hadi bilemedin ikinci kuşak lezbiyenlerindendi. Hatırladığım kadarıyla, ortama ilk geldiğinde geylerin koli muhabbetinin yanında kendi cinselliğini nasıl anlattığı/anlatamadığı gibi mevzuları yazacaktı.

Vazgeçtim bunları yazmaktan, bir Zeliş portresi çizmek, üzerine bir de politik argüman peşinde koşmak falan beklediğimden fazla ayık olmayı gerektirirdi bu yazı için. En kolayı en dürüstü kendime dair yazmak olur gibi geldi. Zeliş’in gidişiyle bana gelen yazma cüreti…Duyan da hemen roman yazmaya falan oturcam sanacak da defterlerime gelişigüzel karalamak gibi bir hevesten bahsediyorum…

O’ndan o kadar çok şey kalmış ki her birimizde, özeniyorum. Ben de değmek dokunmak gümbür gümbür yaşamak istiyorum. Madem etten kemikteniz, bu kadar kolay ölmek,bir anlık…ben de değilmiş gibi yapmayayım istiyorum Zeliş. Yok olana kadar şu dünyada biraz daha cesur olayım. Korkmadan kırılmadan alınmadan açılayım açayım içimi biraz daha. Kötülüğe de basmasın aklım, ay güleyim kafamı öne eğip alttan baka baka böyle. Poz verirken kafam hafif geriye… Kadınları seveyim, flört edeyim, heyecanla bir şey anlatayım, amaan geveze desinler söz de keseyim, bir şey dediklerinde de alınmadan hadi ordan amcık otu diyeyim, içeyim sarhoş olayım, oh estikçe de mememi açayım, varsa bir ağaç tırmanayım…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir